03 Ocak 2010

Nasılsa..



Bulutların
Mavisinde
Kuşların
Kanatlarında aklım.
Gözüm gönlüm özgür;
Hayallerin içinde
Saklım.
Ne ettimse
Kendim ettim.
Kimse
Suçlusu değil!
Hayatın
Kalburundan geçenler
Tecrübem olmuşsa eğer..
Varsın
Kalanlar
Hatalarım olsun;
Ufaldıkça
Nasılsa
O da
Geçer!

28.12.2009
Gülden Işık

23 Aralık 2009

Çizgiler gittikçe çoğalıyorken



Uzaklığa yazılan şiirler
Yakınlığın hayal kırıklığında susuyorlarken,
Kavuşmak
Gitmelerden uzak..
Gitmeler
Kavuşmaktan yakın duruyorken,
Bazen kendimiz
Kendimize yabancılaşıyorken,
Özlenene sığmıyor zamanlar.

Ve onlar
Biteviye acıyı çoğaltıyorken,
Konuşmak
Susmanın içinde..
Susmalar
Konuşmaya yetişemiyorken,
Umuda sevinci
Vermeyi unutturuyorlar.

Yarın;
Tutulamayan bulut gökyüzünde.
O bulutlara ulaşılmıyorken,
Çizgiler gittikçe çoğalıyorken,
Yinede
Yağmur altında doğan güneşten sonra,
Çıkacak gökkuşağını
Beklettiriyorlar.

22 Aralık 2009
Gülden Işık

18 Aralık 2009

ÖZLEDİM


 yaz başlarının bahçelerinde
çalı çırpıdan oyun evimizi,
mahsustan Türkan Şoray
Yılmaz Güney bakışlı
çocukluk günlerimizi,
özledim.

dudak kenarında benler,
yapay etek kabarıklığında
çubuktan yapılan göğüsler,
güzellikte poz verdiğimiz
kalkık topuklu ayaklarımızı,
özledim.

kerpiç ev görüntülerini,
komşu kadın bakraçlarında
çeşme başı sohbetlerini,
asma altı çay molalarında
annemin gülüşlerini,
özledim.

arabesk türküler
camdan cama ulaşırken,
sevmelerin gizli anlatıldığı
mahcup bakışların
perde arkası sevincini,
özledim.

bir kilim bir de komodin,
iki de divan çaput yataklı,
ot yastıklı tahta sedir,
bakır tabaklı raf duvarda,
iki gözlü ev saç sobalı,
babamın vardiyalı uykularını,
özledim.

gelinlikle çıktığım evimizde,
sarılıp ağladığım omuzların
sıcaklığındaki güvende,
ardımda bıraktığım
sevgilerin el sallayışını,
özledim.

özledim ah! özledim!
oysa özlemeyi hiç istemezdim

2006/Gülden Işık



27 Kasım 2009

SANDAL




Dün akşam..
Çocukluğumun kıyılarında gördüm seni
Oyun yerlerinin eteklerinde
Yalnızca,
Pürneşe dolanıyordun.
Göz kırpıyordun;
Mendil sallayan hayallerimin saflığına.
Dalgalardan bihaber..
Gamsızlığımın rüzgarıyla eğleniyordun.
Bir fırtına eser de
Savrulur umutlarım bir yerlere diye
Belli ki hep
Çocukluğumda kalmak istiyordun.




Gülden Işık

  (Bir bayram sabahı hüznüyle..)

20 Kasım 2009

Üzgünüm

 

üzgünüm..
menfaat,çürük dallarda çiçek açarken
değerler,yüksek dağlarda erişilmez olmuş.

üzgünüm..
yabancı,eller üstünde ağırlanırken
sahipler,kara gölgede görünemez olmuş.

üzgünüm
gösteriş,sahte oyunda sobelenirken
renkler,arka bahçede saklanan olmuş.

üzgünüm
zararlar,yalan sayfada çoğaltılırken
faydalar,doğru yolunda harcanan olmuş.

üzgünüm
ayrılık,hasret yürekte noktalanırken
sevmeler,aşk defterinde silinen olmuş.

2006 Gülden Işık


15 Kasım 2009

''Uzun Yürüyüş''



Ta Osmanlı’dan beri alışmıştı madenci (1908)
Hakkını almak için olmuştu ''direnişçi''

Bir çok yoldaşını da bu uğurda kaybetti (1965)
Alpagut ocakları bu olaya şahitti

Bir dargın bir barışık epey yıllar eskidi
İşçilerin hakları sömürüyle eridi

Derken gün geldi çattı karar verdi işçiler
Kadın erkek demeden yollara döküldüler (1991)

Uyanmıştı Zonguldak haykırıyordu özden
Kömürden sürmeleri silmemişlerdi gözden

‘’Bu ocaklar bizimdir’’ dedikçe korkuttular
Miting alanlarını tek yürek doldurdular

Dize geldi sendika işçiye mecbur uydu
Savunmak zorundaydı görevi zaten buydu

Ve dört Ocak gününde Zonguldak yürüyordu
Çankaya'nın Özal'ı'' bu da fazla'' diyordu

Yirmi beş bin kişiyken oldular yüz binlerce
Devrek’te mola verip sarıldılar kardeşçe

Köylünün ekmeğini aşını paylaştılar
El ele tutuşarak halaya karıştılar

Dorukan’da kesildi ilk kez işçinin önü
Hazırlıklıydı işçi düşünmüştü bu günü

Var güçle direndiler ‘’sattırmayız’’ sözüyle
Dediler ‘’dönemeyiz Ankara’ya git söyle’’

Dellerderesi’ndeyken yollar yine tutuldu
İki yüz emekçiye kelepçeler vuruldu

Sendika''tamam'' dedi bahanesi hazırdı
Onca yolu almışken geri dönüş başladı (112km)

‘’Canlarım’’ diyen lider meğer imzayı atmış
Namını arttırırken işçisini kandırmış

Böylece alın teri beş paraya satıldı
‘’Uzun yürüyüş’’diye sadece namı kaldı

Direnişin sonrası Zonguldak unutuldu
Madenler özelleşip patronlara sunuldu

Odur budur çaresiz suskunlaştı işçiler
Sesini çıkarırsa bilirler ki, işsizler.

16 Kasım 2009

Gülden Işık

21 Ekim 2009

Git


Git artık!
Benim olduğum yerden git!
İkimize dar olan bu dünya,
İkimizden de yiğit! .

Gülden Işık/2006

01 Eylül 2009

Tövbe Dediler


Hayatın met cezirleri
Tekrarlandı yine.
Son kararlarıyla gidenler
Gurur kalelerini terk edip..
Pişmanlığın üst başıyla
Yine geri döndüler.

Bir geceler uykusuzluğuyla kaldı..
Bir de sabahlar hasretliğiyle.
Oysa gitmeler..
Gelmelerin doğum sancısıymış meğer.
Gitmeler, gelişlerin sevgi savaşıymış.
Gidenlerin ardından..
Mendiller sallanmamıştı oysa.
Çabuk gelsinler diye sular da dökülmemişti.
Umutsuzluk..
Diz boyu çamurdaydı.
Sabırlar tükenmiş..
Yürek dualarla ayaktaydı.

Ama geldiler işte..
Gelişlerin kar beyazı güzelliğiyle
Geldiler.
Ve bir daha gitmelere
Kalanların bağışlarıyla..
Tövbe dediler.

2006 Gülden Işık

Yalnızlığımda Kaldım Annem


Yalnızlığımda kaldım annem;
Ses veren yok sesime..
Elimi tutan yok ..
Hadi ! diyen yok.

Bu ne garip bir duygu annem;
Kaybederek kazanmak..
Ne menem şey.
Bedeller ödeniyor..
Umutlar siliniyor ..
Yine de..bitmiyor.
Hele o tutmak istediklerimi..
Elimle salıvermek yok mu annem ..
O bana çok koyuyor.
O beni çok yoruyor.
Gülüşünle biraz cesaret ver annem..
Biraz benden yana ol;
Kelepçelerden kurtulayım..
Kaybettiklerimi bulayım.

Yalnızlığımda kaldım annem;
Ses veren yok sesime..
Elimi tutan yok!
Hadi !diyen yok.
Sana döktüm içimi annem..
Senden gayrı dinleyenim yok.

1999 Gülden Işık

Zafer Bekletenlerindi



Görmeyenler vardı bakıyorlarken ..
Ne beklenirdi ki körlüklerinden?
Susuyorlardı bazen konuşarak ..
Konuşuyorlardı bazen de susarak.
Kabulse kabul deyip daha ötesine gitmeden ..
Örtülü gerçeklerle dolu hayatlarını ..
Hüzünle acıyla yaşıyorlarken..
Giderek molaları azalıyordu umutlarının.
Unutulmaları giderek yakınlaşıyordu.
Böyle bekliyorlardı geleceği ..
Nerden bileceklerdi ki zafer;
Bekleyenlerin değil!
Bekletenlerindi.

12 ekim 2006..
Gülden Işık

31 Ağustos 2009

Ecele Aşkla Dalanlardanım

Eylül mü sarı,yürek mi harda
Hazanı kolay bulanlardanım
Hayat mı yalan,gerçek mi zorda
Zararı karda olanlardanım

Çile yolunda yüküm sabretmek
Bitmez geceden sabah dilenmek
Derdim mihnetim sevip sevilmek
Goncası dalda solanlardanım

İkrar ruhudur kalbime dolan
Ahde vefadır ardımda kalan
Sessiz kalıştır kelama salan
Gözleri yaşla dolanlardanım

Susuz kaldıkça sevda çölünde
Diken sardıkça umut gülünde
Ömür yandıkça zaman külünde
Ecele aşkla dalanlardanım


31.08.2009

Gülden Işık

20 Temmuz 2009

Bilemeyeceksin


Sen sevmekten ne anlarsın?
Anlamazsın güzelim..
Anlayamazsın!
Fil dişi kulelerden bakmak sana göre..
Karada gemi yüzdürmek bana göre.

''Çıkar kınından kılıcını
Kes at iplerini '' diye
Zorluklarda nasıl sınanır yüreğim
Bilemezsin.
Bilemezsin bilirim..
Katıksız ekmeğin yavanlığını
Sırça köşklerde yaşamaktan
Gördüklerine bakmadığını..
Ve baktıklarını da görmediğini.

Sen özlemden ne anlarsın?
Anlamazsın güzelim..
Anlayamazsın!
Sabrın günlerini yıl saymak sana göre
Yılları günde bırakmak bana göre

Her başlangıcın hüsranını
Yeniden diriltirim ben.
Yalnızlığım nasıl yoldaş olur bana
Bilemezsin.
Bilemezsin bilirim..
Paylaşılan sırların dostluğunu..
Sahnede yalan oynamaktan
Oyunun hiç bitmeyeceğini
Ve perdenin de kapanmayacağını.

Ben anladım güzelim.
Ben anladım.
Sen anladığımı da..
Bilemeyeceksin.

8.07.2008
Gülden Işık