08 Haziran 2009 Pazartesi

Vefasız


Gönlüm kapısına bir kilit takıp 
Gittin yüreğimden ele vefasız 
Baharı beklerken kışta bırakıp 
Kattın boranlara sele vefasız 

Bahar günlerine rüzgar ekerek 
Bekle geleceğim inan diyerek 
Yalan yüzlerini maskeleyerek 
Umuda çektirdin çile vefasız 

Sevda yollarına diken doldurup 
Olmaz sebepleri derdi uydurup 
Kıskanç bakışlara beni konuşup 
Düşürdün aşkımı dile vefasız 

Kim derdi çileyi saracak elim 
Bağrıma taş basıp susacak dilim 
Kimlere söylesem bilecek halim 
Mirasın yalanla hile vefasız 

Yeminle verdiğin sözde kalmadın 
Beyaz düşlerime gelip dalmadın 
İki selam edip haber salmadın 
Yağdırdın karları güle vefasız 

Gelseydin goncaya dönerdi hazan 
Bıkardı elbette kuyumu kazan 
Kırardı kalemi fermanım yazan 
Takamadın tacı tüle vefasız. 

27.05.2009
Gülden Işık

17 Mart 2009 Salı

Çanakkale


Adını ''işte bu Atatürk'' denildiği 
İlk günden beri biliyorum. 
Biliyorum ,boğazını düğümleyen 
Düşman gemilerinin 
Kan rengi sularında 
Nasıl boğulduklarını. 
Yedi düvele tepelerinden 
Göğüsler siper edilerek 
Nasıl kafa tutulduğunu. 
''Çanakkale geçilmez''in destanlarını 
Ta çocukluğumdan biliyorum. 
Biliyorum,yollara düşüp 
Sana gelmem lazım. 
Barut kokan anılarında 
Seni solumam lazım. 
Şehit kanlarıyla ala boyanmış toprağına 
Yüzümü sürmem lazım. 
Bu gün zafer bayramlarını kutluyorsam 
Sendeki tek yürek 
Direnişe borçluyum biliyorum. 
Biliyorum,bir gün mutlaka 
Sana geleceğim! 
Vefa borcu sırtımda 
Gittikçe ağırlaşmada. 
Şimdilik sadece 
Akan gurur yaşlarımla 
Senden uzak kalışlara, 
Özür dilemeliyim.
Biliyorum.. 
Diliyorum.
Diliyorum. 

30 Ağustos 2006
Gülden Işık

15 Mart 2009 Pazar

SADECE ŞİİR..: Akşamda

SADECE ŞİİR..: Akşamda

07 Mart 2009 Cumartesi

8 Mart Dünya Kadınlar Gününe


Bam telinde asılı kalmış kadınlar 
Dokunmaları özlüyordu. 
Bir yetim kalmaya görsün istençleri 
İnadına gül kokuyordu. 

Sırat köprüsü kalınlığındaki yol 
Aşklarına yol oluyordu. 
Tül incesi kadar narin yürekleri 
Arka bahçede ağlıyordu. 

Törelere yazılı emirler yemin 
Kurşunlarla siliniyordu. 
Maviydi kelebeklerinin renkleri 
Durmadan rengi soluyordu. 

Martın sekizi aldatıcı güneşte 
Sanki neyi ısıtıyordu. 
Anaydı kara toprağın çocukları 
Anasız kıraç oluyordu. 

Kürsülerde sözler kadına giderken 
Kargalar dahil gülüyordu. 
Oyunlarda maskeli sahneleri 
Kadınlara mı yazıyordu. 

Bu günü duymamış olsun kadınlarımız 
Başlar zaten dik duruyordu. 
Yazgılarından silinecek kaderi 
Adil silinsin istiyordu. 

8 mart 2005

Gülden Işık

İtirazım Var


İtizarım var! 


Kadının karnından sıpayı 
Sırtından da sopayı 
Eksik etmeyin'' i öğreten 
O çok bilmiş dillere 

İtirazım var! 

‘’Kadın evin hamalı 
Dış kapının mandalı 
Birde kaşık düşmanı’’ 
Diyen ata sözlere... 

İtirazım var! 

Törelere sığınıp 
Namus için hak sanıp 
Kanı kanla yıkayıp 
Temizlenen ellere 

İtirazım var! 

Bir tek erkeği sayan 
Kızı el yerine koyan 
Hep kadını sınayan 
Çileli ömürlere 

İtirazım var! 

Ana,avrat,bacıyken 
Gül gibi sevmeyene 
Önce erkek diyerek 
Hakkını vermeyene 
2004 
Gülden Işık

22 Şubat 2009 Pazar

Sayılmakta

İşte bu tek doğrudur;gözümüz kör bakıyor..

Anlamadan dinleyen öğrenmiş sayılmakta.

İşte bu tek doğrudur;yalan alkışlanıyor..

Dinine imanına karışan sayılmakta.

 

Mühürlenen akıllar uyanmalı şafağa..

Gerçeği anlatmayan konuşmuş sayılmakta.

Bardağın boş tarafı düşmüş kararsızlığa..

Görüntüye yüz veren astarlı sayılmakta.

 

Yapılacaklar değil kirlilikler gündemde..

Bol keseden atılan yapılmış sayılmakta .

‘’Benim bu’’ diyeceğin tapusu yaban elde..

Batıya açılmalar hayırdır sayılmakta.

 

Günü kurtarmak moda yarına kim erecek?

Sırtını sıvazlayan dostundur sayılmakta.

Merak edilen şeyse;köprüyü kim geçecek?

Düşene ağlamak yok geçenler sayılmakta.

 

Dilimi kültürümü sömürüye açtılar..

Vatan bayrak sevgimi ortalığa saçtılar.

Şuydu buydu diyerek kızıştırıp kaçtılar..

Faizimle doyanlar adamdan sayılmakta.

 

22.02.2009/Gülden Işık

15 Şubat 2009 Pazar

Bilip baştan silemedik



Islak gecelere yazdım en güzel şiirlerimi..

Yalnız kalışlarda camların buğusuydu hayatım.

Yazdıklarım ıslak gecelerde unutuldu yine;

Cümlelerim yağmurlara bırakıldı..

Hecelerim sokak lambalarına asıldı.

Neler yazılmıyordu ki ıslak gecelere;

Fener yolundaki zaman,ilk şiirim miydi ?

Kerpiç evdeki tahta raf,çocukluğum muydu..?

Gençliğim miydi inci kolyem?

Nasılda geçip gittik..!

Ve bu kirliliğe son demlerin hikayesi mi yazılıyordu..?

Bilip baştan silemedik..

 

15.02.2009/ Gülden Işık